24 Ekim 2018 Çarşamba

zp tr

KIRIM’DAKİ TATAR GERÇEĞİNE DİASPORADAKİ KIRIM TATAR POLİTİKASI UYMUYOR

kirimdaki-tatar-gercegine-diasporadaki-kirim-tatar-politikasi-uymuyor

KIRIM’DAKİ TATAR GERÇEĞİNE DİASPORADAKİ KIRIM TATAR POLİTİKASI UYMUYOR
09 Temmuz 2014 Çarşamba 23:31

KIRIM’DAKİ TATAR GERÇEĞİNE DİASPORADAKİ KIRIM TATAR POLİTİKASI UYMUYOR

KIRIM’DAKİ TATAR GERÇEĞİNE

DİASPORADAKİ KIRIM TATAR POLİTİKASI UYMUYOR

 Prof.Dr.Şener ÜŞÜMEZSOY

 Kırım’ın Tarihsel Persfektifi:



Kırım yKIRIM HAN (300 x 247)arımadası 20. yüzyılın en dramatik olgularının merkezi olmuş bir coğrafyadır. Kırım’ın bu yüzyıldaki tarihini ve yakın geçmişteki dramatik olgularını anlamak; günümüzdeki Kırım gerçeğini anlamamız için şarttır. Bunu anlamak içinde tarihsel bir perspektifimiz olması gerekir.

Kırım, Altınordu Devleti’nin en önemli askeri, politik ve ekonomik merkezlerinden biridir. Dünya ekonomik sisteminde, Akdeniz’den çıkan gemilerin Boğazlardan geçerek Kırım’daki Kefe’ye ulaşması ve buradan da Hazar kuzeyinden geçerek Orta Asya’ya giden yolun ekonomik merkezinde Kırım bulunmaktadır. Kırım, ticari öneminin dışında Avrasya’nın Karadeniz kıyısında bir donanma merkezidir. Kırım’ın politik, etnik ve ekonomik tarihini çözümlemeden bugününü anlamak mümkün değildir.

Altınordu’nın beş parçaya dağılması sonrası Kırım ve Kazan Hanlıkları olarak iki büyük parça ortaya çıktı. Önceki dönemde de zaten Kırım merkezi bir üstü. Nogay Han zamanında Kırım merkezdi. Venedik ve Ceneviz’le buradan bağlar kurularak dünya sistemine entegre olunmuştu. Ardından da yine komutan Mamay Mirza gelmiştir. Bunlar Altınordu’yu Kırım’dan yönetirken Kazan ve Astahan’a karşı Kırım bir merkezi otorite olarak oluşmuştur. Ruslarla ve Tatarların ilk kez berabere kaldıkları Kulikova Savaşı da Mamay Mirza zamanında olmuştur.

Bu savaşta Mamay Mirza’ya ittifak sözü veren Litvanyalılar savaş alanına gelmemişlerdir. Bu Tatarların da durdurulabileceğine Rusların inanmasına ve bir kahramanlık hikâyesi olarak kabul etmelerine neden olmuştur. İki taraf yenişememiştir. Fakat yenilmemiş olmanın gururu Ruslara yetmiştir. Moskova’nın yükselişi burada başlamıştır.

 

Kırım Tatar Diasporası’nın Oluşumu:

Dikkat edilirse Kırım’da üslenmiş Mamay Mirza ile bugünkü Ukrayna’da üslenmiş Litvanya güçlerinin Moskova’ya karşı doğal bir ittifakı olduğu görülür. Kazan güçleri ise Moskova’yla beraberdi. Bu denklem içinde Osmanlı ile Kırım Tatar  ittifakı söz konusu olmuştur.

Bu denklem ışığı içinde ileriki yıllarda Kırım Savaşı’nda Türk-Fransız-İngiliz donanmalarının Sivastopol’u kuşatması ve Rusya’nı burada direniş göstermesi de bugünkü panoramada izlenmektedir.

Cengiz Han kuvvetlerinin Avrasya bozkırını fethetmesi sonucu Kırım da Tatar güçlerinin eline geçmiştir. Buradaki Hazarlar, Rumlar ve diğer gruplar Tatarlaşmıştır. Bunun etkisiyle de taze Tatar güçleri Kırım Tatar etnik kimliğini yenilemiştir. Avrasya’nın en ileri ve askeri bölgesi olarak Kırım Hanlığı oluşmuştur. Kırım Hanlığı, Moskova’yla mücadelesinde Osmanlı’dan destek almıştır fakat bu destek ağır silahlı bir donanımla olmamıştır. Osmanlı’nın Kırım’ın iktidarı ele geçirmesinden çekinerek Tatarları klasik silahlarla bıraktığı söylenmektedir. Rusların top gibi ağır silahlar kullanmaya başlaması sonucunda Kırım Rusların eline geçmiştir.

Bunun sonucunda Tatar Diasporası Osmanlı topraklarında yayılmıştır. Bundan önce de Nogay zamanında Ak Tatar adı verilen güney Tatarları, Bulgaristan üzerinden Anadolu’ya gelmişlerdi.

Tehcir döneminde Kırım’daki büyük nüfus ak topraklar (güney toprakları) olarak adlandırdıkları Romanya ve Türkiye’ye göçmüşlerdir. Bu göçle Kırım Tatar Diasporası oluşmaya başlamıştır.

 

Kırım’da Özerklik Hareketleri:

Rusya-Japonya savaşı sonrası 1905 Devrimi’nde Kırım’da toprak devrimi ve “Kırım Tatarlarındır” politik söylemiyle Abdürreşit Mehdi ve Genç Tatarlar hareketi etkili olmuştur. Karasubazar’da iktidarı alacak kadar da güçlenmişlerdir. “Köylü toprağın sahibi olmalıdır” tezleri  Lenin ‘in tezleriyle de uyumludur.

Kırım’da ve Kazan’da kültürel özerklik olarak “Muhtariyet” hareketi ortaya çıkmıştır. Sadri Maksudi’nin Kazan’da ve İsmail Gaspıralı’nın Kırım’da geliştirdikleri yaklaşımla Rusya Müslümanları olarak tanımlanan Tatar dünyasını kültürel özerklik olarak eğitimde muhtariyet talep edilmiştir. Toprakçılar dediğimiz grup gruplar ayrışmıştır. Bunlar topraklı muhtariyetten bağımsızlık fikrine varmışlardır.

Bu çizgi 1917’deki devamında Sultan Galiyev tarafından temsil edilen Milli Komünistler Tatarların bağımsızlık mücadelesini sosyalizmle birleştirmişlerdir. Ulusların kendi kaderini tayin hakkı ilkesi ile bağımsızlık savunmuşlardır. Bu noktada Viladimir  Lenin Tatarlara, Sartlara ve Kırgızlara ayrılma hakkını gündeme getirmiştir. Kırım’da ilk cumhuriyeti kuran Numan Çelebicihan’ın başında olduğu grup bir Tatar Kurultayı toplayarak Tatar devletinin ilk çekirdeğini atmıştır. Temel ayrılık “Kırım Tatarlarındır” diyen Çelebicihan’la “Kırım Kırımlılarındır” diyen Cafer Seyitahmet arasında olmuştur. Cafer Seytahmet’in bu yaklaşımı Ukraynalılarla işbirliği anlamına gelmiştir.

 

İç Savaş Yıllarında Kırım:

Noman_ChelebicihanAlman güçlerinin Kırım ve Kafkaslarda egemen olduğu dönemde ve İç Savaş’ın Aleksandr Kolçak-Pyotr Wrangel ile Bolşeviklerin mücadelesi döneminde oluşan politikalardır. Bu politika Rusların bölgeye egemen olmasıyla yıkılmıştır. Bolşevik Devrimi’ndeki Anarşist grupların ilerlemesi sırasında Bolşevikler ile Sultan Galiyev-İsmail Firdevs tezi doğrultusunda Milli Fırka adı altında işbirliğine gitmiştir. Bu dönemde anarşist Bolşevikler tarafından Numan Çelebicihan öldürülmüştür. Cafer Seyitahmet ise bu dönemde askeri komutan olmasına karşın Ukrayna’dan güç getirmek için Ukrayna’ya gitmiştir. Kendisi anılarında Kırım’a geri dönmeden Kafkaslar üzerinden Türkiye’ye gelişini, kendisini Kırım’ın dışişleri bakanı olarak tayin etmesini anlatır. Almanların tekrar hâkim olmasıyla kurulan ikinci Kırım hükümetinde görev almıştır. Pyotr Wrangel döneminde ise Solomon Krımski isimli bir Yahudi’nin başında olduğu Kırım hükümetinde görev almamıştır. Alman politikasının etkisinde kalan bu politika ileriki yıllarda Türkiye ve diğer ülkelerdeki Tatar Diasporasının politikasını belirlemiştir.MÜSTECİP ÜLKÜSAL

Cafer Seytahmetin bu politikası, Romanya ve Türkiye’de Müstecib Ülküsal’ın çalışmasıyla beraber Almanya’da Edige Kırımal katkılarıyla o dönemde Promete Hareketi olarak adlandırılan Sovyet karşıtı harekete monte edilmiştir. Polonya merkezli bu hareket daha sonra başarısızlığa uğramıştır. Promete’den Türkler ve Kafkasyalılar da dışlanmış Ukraynalı-Gürcü hareketine dönüşmüştür. Önemli gelişmelerden biri de SSCB’nin zayıf karnı olan halklar merkeze alınmıştır.

 

 

Galiyevcilerin Tasfiyesi:


sultan GALİYEV (198 x 287)1920 li yıllarda SSCB’nin yerleşmesi sonrasında Lenin’in direktifiyle Veli İbrahim, İsmail Firdevs gibi Sultan Galiyevcilerin de etkisiyle Milli Fırka’nın sol kanadına dayanarak Rusya SSC’ne  bağlı Kırım Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin başkanı olmuştur. Bu dönemde Diaspora ile aralarında bir kopma olmuştur. Bu kopmanın sebebi Veli İbrahim’in Romanya’daki Tatar ve Nogayların Kırım’a getirilmesi talebine karşılık batı destekli Cafer Seyitahmet’in  hayır tavrıdır.Batı’nın iktisadi desteği ile Sovyetler  Kırım’a Yahudiler yerleştirmiştir. Daha sonra Veli İbrahim ise Josef Stalin tarafından diğer Sultangaliyevcilerle beraber tasfiye edilmiştir.

SSCB’nin Kırım’ı Tatarsızlaştırma politikasının tohumlarının bu dönemde atıldığı düşünülmektedir. Rusların, Sultan Galiyev’in tasfiyesinden sonra Kazan Tatarlarıyla aralarının düzelmesine karşın, Türkiye’nin ve Almanya merkezli  Batının  ilişkileri dolayısıyla Kırım onların gözünde bir çıbanbaşı olarak kalmıştır.

Bu sırada da II. Dünya Savaşı çıkmıştır. Almanlara karşı direnen partizan, hatta Kızılordu subayı Tatarlar bile günümüzdeki Kaytarma filminde de anlatıldığı gibi toptan işbirlikçilik suçlamasıyla sürgün edilmiştir. Çeçenler de benzer bir kadere uğramıştır. En büyük Alman işbirliği içindeki grup Ukraynalılar olmasına rağmen nüfusları çok fazla olduğu için onlar sürülememiştir.

Gerçekte  Almanya’ya ile işbirliği yapan Türkiye’deki Kırım Tatar Diaspora önderleri Alman üniformasıyla Kırım’a gidip mücadele etmek istemiştir. Müstecib Ülküsal anılarında bunları anlatmaktadır. O sıralarda Almanya’da olan Zeki Velidi Togan Türkiye’ye gelmiş, kendisine Türkistan Tugaylarının komutanlığı teklif edilmesine rağmen kabul etmemiştir. Kendi ülkesine Alman üniformasıyla gitmeyeceğini ima etmiştir.

Mustafa Çokay ise yine bu politikaya karşı çıktığı için büyük olasılıkla Berlin’de zehirlenmiştir. Veli Kayyum Han ise Almanya’da yetiştirilmiş ve Rusya’ya karşı Türkistan Tugaylarının komutanlığını kabul etmesine karşın gerek Zeki Velidi gerekse de Mustafa Çokay bu politikayı kabul etmemiştir. Edige Kırımal ise Alman subayı olarak Kırım’a gitmiş ve çalışmıştır.

 

1944 Kırım Tatar Sürgünü:

Bu olguları ve Diaspora’nın tavırlarını da bahane eden Josef Stalin, solcu ve  partizan Tatarları da içinde olmak üzere tüm halkı sürgün etmiştir. Bugüne kadarki gelişmeler böyle başlamıştır. Kırımlılar ve Kazanlılar, İkinci Dünya savaşı sonrası ABD tarafından SSCB’ye karşı kullanılacak bir unsura indirgenmeye çalışılmıştır. Türkistan ve Kırım kökenli, Almanya’da da bulunmuş isimler ileriki yıllarda ünlü CIA uzmanları olarak karşımıza çıkmıştır. 18 MAYIS

Kırım’a geri dönüş döneminde insan haklarının  büyük mücadelesini veren Andrey Saharov, Petro Grigerinko ve Mustafa Cemiloğlu gibi isimler Sovyetler içinde protestolar yapmışlardır. Bunlar SSCB’ye karşı mücadelenin bayrağı olmuşlardır. Bu çizgi Lenin’in ulusların kaderini tayin hakkını ve Veli İbrahim’in  politikalarını talep eden Milli Fırka’nın görüşlerine uygun gitmiştir. Bu anti-Stalinist mücadele Leninist politika esas alınarak sürdürülmüştür. Kırım’a dönüş insan hakları mücadelesi olarak ortaya çıkarken, dönenlerin mücadelesi ise kimliklerine sahip çıkmak olmuştur. Mustafa Cemioğlu da bu dönemde bu iki mücadeleyi birleştirmeye çalışmıştır.

Diaspora güçleri ise Cafer Seyitahmet, Müstecib Ülküsal ve Edige Kırımal üçlüsü Amerika’da yer alan diasporayı da arkalarına alarak  esas olarak Amerikancı bir politika izlemiştir. İleriki dönemde “Radio Liberty” politikası olarak tanımlayabileceğimiz bu anti-Sovyet politikada Tatarlar koçbaşı olarak kullanılarak Tatarların işini zorlaştırmıştır. Bu ABD’ci ekibe ileriki yıllarda genç jenerasyonda katılmıştır. Soğuk Savaş döneminde ABD-Rusya arasındaki mücadelede Diasporanın bu politikası nedeniyle Tatarların Özbekistan’daki yaşamı çok daha güç bir hale gelmiştir. Bu güçlüğe rağmen insan hakları mücadelesi sayesinde Kırım’a gelen Tatarlar Ukrayna’nın engellemelerine karşın başarılı olmaya başlamışlardır.

 

Ukrayna Milliyetçileri İle İşbirliği:

KIRIM UKRAYNA BAYRAKSovyetler yıkıldıktan sonra; Kırım Tatar Milli Meclisi, Ukrayna ile ilişkilerin kısmen iyileşmesi nedeniyle de Ukrayna’nın daha önceki Kırım’a dönüşü engelleyen politikalarını unutarak Ukrayna milliyetçileriyle iç içe geçen bir politika izlemesi sonucu Kırım Tatarları yeniden işbirliği yapan bir imaja sürüklenmiştir.

Bu var olma mücadelesinde Ukrayna devletiyle uzlaşma politikası yürütülmüştür. Tatarların İki liderinin  milletvekili olarak bulunması Turuncu Devrim’in yenilmesi sonrasında gelen Ukrayna iktidarı tarafından dışlanmalarına sebeb olmuştur.NARODNIY RUH

Rusya’nın ilhakından sonra Kırım Tatarları burada iki ateş arasında kalmıştır. Ukrayna milliyetçisi Amerikancı taraf ile Rus egemenliği arasında bir mücadele ortaya çıkmıştır. Küresel bir problem olan ve Soğuk Savaşın yeni bir versiyonu olan enerji savaşında Rus doğalgazına karşı ABD ve AB’nin pozisyon aldığı dönemde Rusya’nın bu hamlesini ABD bir başka hamleyle durdurmaya çalışmaktadır. Gerek Diaspora’nın gerekse Kırım’daki Tatarların Ukrayna politikası nedeniyle Amerikancı safa düşmesi 300 bin civarındaki Tatar’ın Kırım’daki politikasını güçleştirmiştir.

 

Reel Olarak Sultangaliyevci Çizgide Tatar Politikası İhtiyacı:

Bu politika buradaki asimilasyonun ve yeniden sürgünün engellenmesi için daha farklı bir tarza dönüştürülmelidir. Reel politika söz konusu olduğunda Kazan Tatarlarının ve Başkırtların politik davranışları örnek alınabilir. 350 bin kişilik nüfusun dayanaksız ve korumasız olduğu dönemde keskin Amerikancı, Ukraynacı ve Polonyacı  tavırla direnmek buradaki Tatarların ezilmesine neden olacaktır. Rusya ile Ukrayna arasında bağımsız bir politika izlenmelidir.

Ukrayna ile var olan geçici uzlaşma tavrı Rusya’yla da hayata geçirilmelidir. Geçmişte Kırım Ukrayna işgalindeydi. Günümüzde de değişen bir olgu yoktur. Ukrayna yerine Rusya gelmiştir. Burası geçmişte politik olarak Ukrayna’ya bırakılmasına karşılık konum Tatarlar açısından değişmemektedir. Ukrayna’nın egemenliğinin olduğu dönemde Kırım sanki bağımsızmış gibi davranan bir politika bugün Rusya’nın gelmesiyle işgal başlamış gibi gösterilmektedir. Oysa geçmişte de Ukrayna işgali vardır. Ukrayna tarafından haklar gasp edilmiş, yerleşimlere izin verilmemiştir.

Reel politikada Amerikancı çizginin koçbaşı olmanın imkânının kalmadığı noktada buna soyunmak Tatar halkının yeniden sürgünü anlamına gelir. Beş yıl önce yazdığım “Kırım Tatarları için sürgün çanları yeniden çalıyor mu?  başlıklı yazımda bunları tartışmıştım.

Bu tespitlerimizin bugün birebir gerçekleştiğini görüyoruz. Kırım’da işbirliği yapan politikaya karşı devrimci Galiyevci bir politika geliştirilmelidir. Abdürreşid Mehdi’nin, Numan Çelebicihan’ın, Veli İbrahim’in politikası hayata geçirilmelidir. Geçmişte işbirliği ve kültürel özerkliği savunmanın ötesine geçmeyen, Kazan’daki temsilcisi Sadri Maksudi, Kırım’daki temsilcisi Cafer Seyitahmet’in olan politikalarını  reddetmeliyiz. Önce Almancı sonra da Amerikancı Cafer Seytahmet’in  devamcıları olan Edige Kırımal ve Müstecib Ülküsal’ın politikaları gözden geçirilmeli ve terkedilmelidir. Cemiloğlu’nun yolu Abdürreşit Mehdi’nin, Çelebicihan’ın, Veli İbrahim’in yolu olmalıdır.

 

“Kosova’ya karşı Kırım” Diyerek Önceden Çizdiğim Perspektif:

Beş yıl önce yazdığım yazıda “Kosova’ya karşı Kırım” denkleminin altını çizmiştim. Bugün reel bir politikayla Kırım halkı gerçekçi bir tespit yapmalıdır. Kırımlı gençler “Geçmişte Ukrayna’ya bir fırsat verdik ama sınıfta kaldı. Şimdi ise Ruslar imtihanda, onları da göreceğiz” demekteler. Oysa ki ne Ukrayna’yı ne de Rusya’yı sınav etme şansımız vardır Kırım’da Tatarlar olarak. Var olan şartlarda mesele hayatta kalabilmektir.

ABD, Avrupa ve Türkiye’deki Kırım Diasporası ise bu gerçeklikten uzakta Amerikancı bir politika ile Kırım’daki Tatarları riske atmaktadır. Bu durdurulmalıdır. “Kırım Tatarları için sürgün çanları çalıyor mu?” başlıklı makalemde Kırım Tatarlarının bu gelişmelere karşı bir politika izlemeleri gerektiğini savunmuştum. Bunun da Ukrayna politikası olamayacağını savunmuştum. “Kosova’ya karşı Kırım” derken de ABD’nin Kosova’daki egemenliğine karşı Rusya’nın da Kırım’da bayrak göstereceğini tahmin etmiştim.

Gerçekten de Kırım ve Diasporadaki liderliğin geçmişte Almancı olunduğu gibi bugün de birebir Amerikancı ittifaklar içinde olması Kırım’ın en köklü halkı olan Tatarlar açısından gerçekçi bir temel oluşturmamaktadır. Bu bakış açımızı tarihsel gerçekliklere bakarak biçimlenmektedir.

Galiyevci çizgide Rusya’dan ve Ukrayna’dan bağımsız bir Tatar politikası sürdürülmelidir. Gerçek ve taktiksel ittifaklar yapılmalıdır. Kırım’daki nüfusun yok olmadan ya da asimile edilmeden varlığını sürdürüp gelişmesi, Özbekistan’daki, Rusya’nın bazı bölgelerindeki ve hatta Türkiye’deki Tatarların Kırım’a göçmesinin önünü açacak çalışmalar yapılması zorunludur.



Haber okunma sayısı: 6160

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

ANKARA - HAVA DURUMU

ANKARA